Trump Müslümanlığa Karşı Aldığı Kararda Haklı Mı?


Trump’ın son günlerde imzaladığı karar Amerika’nın sığınmacılar sorunu karşısındaki duruşunda büyük değişiklikler getirmeye çalışıyor. Fark ettiyseniz çalışıyor dedim, kesin karar demedim. Bunu Amerikan Başkanı Trump imzalamasına rağmen bunun bir kural olabilmesi için bir takım prosedürler var fakat bunların detaylarına girmeyeceğim. Gelecek günlerde Amerikan bürokrasisinin nasıl çalıştığı hakkında paylaşacağım yazıda bunu bulabilirsiniz.

Trump’ın Kararı

Trump 7 ülkenin vatandaşlarına Amerika’ya giriş sınırı getirdi. Bu ülkeler;

Suriye – İran – Irak – Sudan – Libya – Somalia – Yemen

Bu ülkenin vatandaşlarının Amerika’ya girmesi 90 gün boyunca yasaklandı fakat bunun güvenliğe herhangi bir katkısı yok maalesef. Amerika’da her yıl 3 insan kendi kıyafetleri yüzünden ölüyor. Bu ülkeden gelen sığınmacılar tarafından yapılan terör olaylarından dolayı ise yılda bir milyon insandan sadece 2.

Yapılan araştırmalara göre 1975-2017 yılları arasında Amerika’da kimse bu 7 ülkeden gelen sığınmacılar tarafından terör olayında öldürülmedi. Verilerin böyle olmasına rağmen Birleşik Devletler maalesef bu ülkeden gelen tüm vatandaşlara terörist muamelesi yapıyor. Bu durumdan etkilenen birkaç kişiden bahsetmek istiyorum.

Samira Asgari – Computational Biologist

Harvard Üniversitesinde olmasına rağmen artık gelemiyor.

Asghar Farhadi – Oscar Ödülüne Sahip

Nomine edilmesine rağmen Amerika’ya gelemiyor.

Dr. Suha Abushamma

‘’Tek amacım doktorluğumu sürdürmek ve insanlara yardım etmek’’ demesine rağmen saatlerce hava limanında bekletildikten sonra geri gönderildi.

Tüm bunlara rağmen Trump’ın aldığı bu karar Amerika’nın sığınmacılara karşı gösterdiği hoşgörünün temellerini değiştirmeye çalışıyor. Sığınmak için başvuru 120 gün boyunca yasaklandı vede Suriye vatandaşları için tamamen yasak artık. Bu karar Amerika’nın tarihine bir ihanet niteliğini taşıyor. Ve bu karar İkinci Dünya Savaşından beri en büyük sığınmacı krizinin olduğu bir dönemde geliyor. Dünya’da her 122 insandan biri yer değiştirmek zorunda. Bunların üstüne şuanda en zor durumda olan Suriye vatandaşları Trump tarafından en katı kurallara tabi tutuluyor.

Eğer

San Bernardino (Amerikan Vatandaşının gerçekleştirdiği saldırı)

11 Eylül 2001 (15 Suudi Arabistan, 1 Birleşik Arap Emirlikleri, 1 Lebanon ve 1 Mısır vatandaşı tarafından gerçekleştirilen saldırı)

Orlando Pulse (Amerikan vatandaşı tarafından gerçekleştirilen saldırı)

gibi terörist saldırılarını önlemeye çalışıyorsa, bu karar hiçbirini önleyemezdi.

Şuana kadar Amerika’nın aldığı sığınmacılara bakarsak, neredeyse sürekli yarısı Hristiyandı. Fakat Suriye’den gelen sığınmacıların %95’in den fazlası Müslüman. Bunlar tamamen Trump’ın seçim reklamı yaparken ‘’Müslümanları istemiyoruz’’ kararına uyuyor.

Seçim kampanyaları yaparken ‘’America First’’ cümlesini birçok defa tekrarladı.. Bu terim 2. Dünya Savaşı döneminde çıktı ve Amerika’nın savaşa girmesine karşı görüş besleyen kişiler tarafından kullanılmıştı. Bu karar 1939 yılının Haziran ayında 937 Yahudi sığınmacının bulunduğu gemiyi Avrupa’ya geri göndermişti ve çoğu öldürülmüştü. Bu olaydan sonra Amerika sığınmacıların koruyucusu durumuna gelmişti.

1975 yılından bu yana 3 milyondan fazla sığınmacının 50 eyalete yerleştiği gerçeği ile övünen bir ülke durumundaydı.

Statue Of Liberty

Özgürlük anıtı harika bir örnek teşkil ediyor. Üstünde bulunan bir yazıda diyor ki ‘’Give me your tired, your poor, your huddled masses yearning to breath free. The wretched refuse of your teeming shore. Send these, the homeless, tempest-tossed to me, I lift my lamp beside the golden door’’ Şiir çevirmek her ne kadar zor olsa da elimden geldiğince çalışacağım. Bu ‘’Bana fakirini ve yorgununu ver. Özgürlük koklamak isteyen ezilmiş topluluğunu ver. Bunları gönder. Evsiz olanları. Ben lambamı altın kapının yanında parlatacağım.

Amerika şuana kadar kendi devletlerinin zulmünden kaçmaya çalışan kişilere kapılarını açmaya çalıştı fakat Trump ile tüm bu değişti.

Federal bir savcı hava limanında mahsur kalan sığınmacılar için bir adım attı ve de Trump organizasyonu bu kararını hafifletmeye başladı. Fakat Trump organizasyonu Amerika’nın dini geçmişi önemsemediği dönemi yok etmeye çalışıyor. Ülkenin dört bir yanında insanlar bunu durdurmaya çalışıyor.

He’s not my president” sloganı altında milyonlarca insan günlerce eylem yaptı ve yapmaya devam ediyorlar. 21 Ocak tarihinde Washington’da düzenlenen ”Woman’s March” yürüyüşe ülke genelinden hatta farklı ülkelerden de gelen milyonlarca insan katıldı. Trump şuanda verdiği sözleri tutmaya çalışıyor fakat Clinton’un ülke genelinde yaklaşık 3 milyon oy daha fazla alması işleri Trump için dahada zorlaştırıyor. Amerika’yı tekrardan harika yapmak sözünü verdi fakat bu sözü tutmak o kadar da kolay değil ve bunu başaramazsa ona oy veren kesiminde tepkilerini çekmeye başlayabilir.

1 YORUM

Yorum Yap. Sesini Herkese Duyur!