Polonya’daki İşletmeli


Merhaba, öncelikle kısaca kendini bizlere tanıtır mısın?

Merhaba, ben Gizem Aksoy. Bulgaristan göçmeni Türk’üm. İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi İngilizce İşletme 3. Sınıf öğrencisiyim. Müzik ve sporla yakından ilgileniyorum. 3 senedir İstanbul Üniversitesi atletizim takımı üyesiyim. Avcılar Belediye Konservatuvar’ına da geçen sene katıldım.

  Erasmus programı ile hangi ülkeye gittin ve bu ülkeyi tercih etmenin özel bir sebebi var mı?

Polonya-Varşova’ya gittim. Sebebi ise ilk olarak ucuz olması, ekonomik nedenler ve konumundan dolayı birçok ülkeye sınırı var. Hafta sonlarımı komşu ülkere giderek ve gezerek geçirdim. Polonya, Türkiye’ye diğer ülkelere göre biraz daha yakın bir ülke. Kültür şoku yaşadım diyemem yani.

  Polonya’ya gitmişken başka hangi ülkelere gittin, gezdin?

Almanya’ya, daha sonra İsveç’e arkadaşımın yanına gittim. Prag’a gittim ve ardından Budapeşte’ye gittim. Sonrasında Hollanda’da da Erasmus yapan bir arkadaşım vardı, onun  yanına gittim. Yatacak yerim olmasa Hollanda gerçekten çok pahalı bir ülke. Ama en çok Hollanda’yı sevdim. Pahalı ama çok güzeldi. İlerde bir daha gitmek isterim.

sss

  Okul, ülke seçimi yaparken nelere dikkat ettin ve bunlar beklentilerini karşıladı mı?

Ülke seçimi yaparken dikkat ettiğim şey ucuz bir yer olmasıydı. Okulu pek seçme şansım olmadı, çünkü iki seçeneğim vardı, diğer okul başkentte değildi ben de o yüzden Varşova’daki okulu seçtim. Tabii gidenlerle de konuştum ve onlardan tavsiyeler aldım.

En başında biraz hayal kırıklığı oldu, ama daha sonra bu problemi atlattım.

  Dil konusunda kendini geliştirdin mi peki?

Lehçe kesinlikle öğrenmedim ve aslında öğrenmeye de çalışmadım çünkü dünyanın en zor dillerinden biri olarak biliyorum, çabalamadım çünkü tekrar etmeyince her şeyi unutuyorsun. Ben onun yerine İngilizceye odaklandım. Benim mentorumda Türkoloji okuyordu, o Türkçeyi öğrenmeye çalışıyor ben İngilizce derken onunla Türkçe konuşmaya başladık. İngilizcemi pek geliştiremedim bence, sebebi de Polonya’nın ana dili İngilizce değildi. İngilizce konuşuyordum herkesle anlaşmak için ama burda olduğu gibi onların da ana dili İngilizce olmadığı için bir profesyonellik yoktu. Ama konuşma açısından cesaretlendim, hata yapacağım diye konuşmama çekingenliğimi yendim.

  Erasmus sırasında mutlaka bazı zorluklarla karşılaşmışsındır, bunlardan en zoru hangisiydi anlatır mısın?

Tabii ki bazı zorluklar yaşadım ama bunlardan en zoru özlemdi. İlk kez ailemden ayrıldım, şu ana kadar evden okula giden gelen bir insandım. İlk gittiğimde şaşkınlıkla beraber ne yapacağımı çözemedim hatta ağladım. 2-3 gün internetim yoktu, daha sonra geldiğinde ise her şey daha kolaylaştı. Herkes yakınıma geldi bir anda, annemden skype’ta yemek tarifi falan aldım.

   Polonya ile Türkiye’deki eğitimin belirgin farkları neler?

Bizde daha ezberci bir eğitim varken Polonya’da daha çok uygulama eğitim var. Preparing Your Own Business diye bir ders vardı. O derste de çeşitli sunumlar yaptık, mesela biz bir krem ürettik. O üretim aşamasında her şeyi düşünüyorsun, nasıl üretilecek, çalışanlara ne kadar ücret verilecek daha sonra bunu nasıl satabilirim, müşterinin ilgisini çekmek için pazarlama tekniklerini görüyorsun. Bizim öğrendiğimiz; finans, üretim, muhasebe, pazarlama vs. tüm fonksiyonları bir derste kullanıyorsun.

  Erasmusun sosyal yönünden bahsedilir, sosyal aktivite açısından dilediğini bulabildin mi?

Aslında ben insan keşfine değil de ülke keşfine çıktım diyebilirim. Genelde herkes partilerden hoşlanıyordu, ben ise pek hoşlanmıyordum ve katılmıyordum. Herkes gezme, eğlenme, parti odaklıydı. Ben derslerimi geçmek için heyecan yaptım. Aslında sıkıcı biri değilimdir ama o kafaları pek sevmiyorum. Bir  sefer partiye gittim ve oradan nasıl çıkıp yurda gideceğimi bilemedim.

  Peki burda yaptığın müzik ve spor gibi hobilerini orda devam ettirebildin mi?

Müziği yapamadım ama sporu yaptım. En başından beri kafamda vardı, kondisyonum düşecek diye çok korktum çünkü benim hedefim ciddi, pek sanmıyorum bu saatten sonra ama milli sporcu olmak istiyorum. Kondisyonumda biraz düşüş oldu ama yine de ben orada bir takım buldum,  Varşova Üniversitesi’nin atletizim takımına girdim. Eğitimde farklılıklar olduğu gibi sporda da farklılıklar vardı. Onların antremanlarında bizimkilerde yorulduğum kadar yorulmadım. Onlarda bizde olduğu gibi rekabet, hırs, yarıştırma yoktu. Herkes “Elinden geleni yap gerisine takılma” kafasındaydı.

   Erasmus sırasında bazı konularda bakış açım değişti diyebilir misin?

Farklı insanlar, kültürler görerek bakış açın ister istemez değişiyor aslında. Az önce de söylediğim gibi özlemin bana kattığı duygularla evde yediğimiz yemeklerin değerini anladım. Türkiye’de her sabah farklı bir şey yemek isterken ve onlardan sıkılırken orada sabahları sürekli fix domates peynir yedim. Hem orada lüksün yok hem zamanın az hem de paran kısıtlı. Bu açıdan bakış açım değişti yani.

   Erasmus programını tavsiye edecek olsaydın hangi ülkeyi tavsiye ederdin?

Tereddütsüz Polonya.

ss

   Peki Polonya, Varşova’ya gitmeyi düşünenlere birkaç tavsiye verir misin?

Tabii ki. Parasını biriktirip giderse daha çok ülke gezebilir, onun dışında dersleri fazla kafasına takmamasını tavsiye edebilirim. Daha çok sosyalleşmelerini öneririm.

   Son olarak Erasmus yapacak öğrencilere genel olarak tavsiyelerin neler?

Gitmeden önce ortalamalarını yüksek tutsunlar ve İngilizcelerini geliştirebildikleri kadar geliştirip öyle gitsinler. Bunun yanında pasaport, bilet, vize konularında tam olarak bilgi sahibi olsunlar. Bazı şeylere hazırlıklı olmak amacıyla ekstradan para biriktirmelerini de öneririm tabii. Hibe de aslında şaibeli, son ana kadar belli olmuyor. O yüzden olabildiğince sıralamalarını yüksek tutmalarını öneririm.

   Ben tanıştığıma çok memnun oldum. Umarım bazı arkadaşlara yol gösterici bir sohbet olmuştur. Zaman ayırıp, bu güzel deneyimini bizlerle paylaştığın için çok teşekkür ederim.

Rica ederim, ne demek. Ben de memnun oldum.

8 YORUMLAR

Yorum Yap. Sesini Herkese Duyur!