Petrolün mü Var… Venezuela


2000’li yılların en bilinen, en ilgi çeken liderlerinden Chavez’in ülkesi Venezuela bugünler de hiç de kolay zamanlardan geçmiyor. Ülkede derin bir ekonomik kriz var. Aslında bu alışılmış anlamdaki ekonomik krizin de ötesinde bir şey… Bazı gözlemcilere göre önümüzdeki yıl %1000’in üzerinde bir enflasyonun olacağı ülkede açlık ve gıda krizi de kapıda. Öyle ki bir hamburgerin bizim paramızla 500 TL’ye çıktığı yönünde haberler de dönüyor medyada!

 

Nasıl oluyor bu? Bizim paramızla yani TL ile 500… Amerikan doları ile de 170!!! Bir hamburger ve üstelik kriz olan Venezuela’da..

 

Önce bir ara…

Bodrum’da Türkbükü’nde lahmacun 50 TL! Bu haberi hepiniz hatırlıyorsunuz. Ya da İsanbul Etiler’de XXX isimli restoranda 1 kişinin öğle yemeği hesabı 400TL… Ya da Moskova’da oligarkların rağbet ettiği bir restoranda bir kişinin gecelik maliyeti 10 bin dolardan fazla..

 

Çok uzatmayalım.

Arz ve talep düzeyi fiyatı belirler.. Hepimiz biliyoruz… Bir de lüks tüketim var tabi.. Orada temel ekonomik kurallar geçerli olamayabiliyor… Bir başka ekonomik vakıa ise “Ben de oradaydım” durumu… Ben de zenginim, güçlüyüm, ünlüyüm…vs diye gidilen yerler… Burada paranın geçerliliği ve ekonomi kuralları tamamen amuda kalkıyor diyebiliriz..

 

Bir de başka bir durum var…

Mesela az rastlanan bir hastalıkla ilgili tek bir ilaç şirketi bir ilaç üretiyor. O ilacın fiyatı da oldukça yüksek oluyor. Belki hammadde maliyeti 3 TL olan bir ilaç 1500 TL’ye satılabiliyor.. Bu durum da fiyatı alıp uzaklara götüren talep oluyor…

 

Peki, gelelim Venezuela’ya…

Önce Chavez’den bahsedelim.. Venezuela’yı dünyaya tanıtan adamdan… Bakın nasıl konuşmuş 2007 yılında Şili’de yapılan zirve toplantısında kendisine “kapa çeneni” diyen İspanya kralı Juan Carlos’a cevaben:

Venezuelan President Hugo Chavez salutes during a military parade to commemorate the 20th anniversary of his failed coup attempt, on February 4, 2012, in Caracas.    AFP PHOTO/JUAN BARRETO

“500 yıldır buradayız ve hiç susmadık, hele bir kralın söylemesiyle hiç susmayız. Bir kral da benim gibi devletin başıdır. Aradaki tek fark benim üç kez yüzde 63 oy ile seçilmemdir. Biz eşit seviyedeki devlet başkanlarıyız, yerlilerin lideri Evo Morales de İspanya kralı Juan Carlos da eşittir.”

 

Chavez 1998’de henüz 44 yaşındayken ülkesinin devlet başkanı oldu ve bu görevi ölünceye kadar 15 yıl süreyle devam ettirdi. 2011 yılında kanser teşhisi konulan ve kanser tedavisini Küba’da olan Chavez 5 Mart 2013’te hayatını kaybetti.

 

Petrol Fiyatları ve İstikbal (Ya da İstikrar)

Aşağıdaki grafik petrol fiyatlarının 2003 yılından günümüze fiyat hareketini gösteriyor.  Chavez’in göreve gelişinden itibaren petrol fiyatları 2008 yılı temmuzundaki 140 dolar zirvesine kadar hep yükselen bir trend izledi. Temmuz 2008’den sonra Amerika merkezli başlayan finansal krizden sonra kısa süreli ani bir düşüş yaşasa da sonra tekrar yükselen trende girmiş ve 2011 yılı itibariyle gördüğü zirveler dolayında yaklaşık 2-3 yıl büyük oranda istikrar kazanmıştır.  Petrol fiyatları grafikten de görebileceğiniz gibi her 1 yıllık periyodda yükseliş trendinde, 2015 yılı ise bu kuralın dışında bir yıl oldu. 2015 yılı petrol fiyatlarının net ve kalıcı bir şekilde düştüğü ve kimselerin tahmin edemediği diplerin görüldüğü bir yıl oldu.

 

Öyle ki büyük ya da küçük birçok yatırımcı petrol fiyatlarının 40 dolara inmesi halinde petrol kontratlarına yatırım yapacağını söylerken kendilerini 40 dolardan sonra başlayan yıkıcı bir “ayı tuzağının”  içinde buldular ve bir varil petrol 30 doların altına indi. Bu keskin hareket forex piyasalarında birilerinin (tabii ki çok az kişi) büyük kazançlar elde etmesini sağladı. Gerçek hayatta Brent petrolün varili gerçekten 30 doların altına indi mi derseniz… Ekranlarda öyle gördük.. 40 dolardan petrol kontratı alanlar için bu gerçekti…

tablo-2

 

Amaaan Petrol

1980 yılında o yılların Türkiye’si için hayati bir mesele olan Eurovision Şarkı Yarışması’nda alınan berbat sonuçların verdiği baskı ile TRT, ülkenin süper starını yarışmaya gönderme kararı aldı. Ajda Pekkan yarışmaya petrol isimli şarkısıyla katıldı. Şarkı o yıllarda ülkemizin yaşadığı petrol sıkıntısına da atıfta bulunuyordu. 1980 yılının Eylül ayının 22. Gününde İran-Irak savaşı başlamıştı. 8 yıl süren bu savaşta 1 milyon insan ölmüş ve 150 milyar dolarlık bir zarar oluşmuştu. Üstelik bu savaşın bir galibi de olmamış iki ülkenin de çok yıprandığı ve içinde binlerce dram barındıran 8 zor yıl geçmişti. Bu savaşın da petrol fiyatları üzerinde büyük etkisi olmuştu.  Nihayet petrol yollarının güvenlik riski nedeniyle Amerika önderliğinde savaşa bir müdahale de olmuştu.

Peki 80’lerde Venezuela’da neler oluyordu?

Ülkede 1958’den sonra oluşturulan demokratikleşme süreci sonrasında iki partili sistem 1988’e kadar yürümüş fakat 1989-1998 arasında ise sistem zayıflamış ve krize girmişti. Ülkede 1980’lerden itibaren var olan sistem “Partidokrasi” olarak tanımlanmış ve bu dönemde iki partinin (AD ve COPEI) ülkede yeni açılımların oluşmasını tıkadıkları öne sürülmüştür.

iç-1

Ülke 1989’da IMF’nin yapısal uyum programları uygulamaya koymuş ve Caracazo olarak isimlendirilen olaylar ortaya çıkmıştır. Ülkede o yıllarda faiz oranlarının serbest bırakılması, kamu hizmetlerine uygulanan vergilerin arttırılması, ithalat vergilerinin büyük ölçüde kaldırılması, bütçe açığında %4 oranında indirime gidilmesi ve yabancı firmalara karlarının tamamını ülkelerine aktarabilmesi gibi yeni-liberal politikalar gerçekleşmiştir. Oluşan tabloda ise enflasyonun %80,7’lere ulaşması, işsizliğin %14’e yükselmesi ve halkın %80,42’sinin fakirlik içinde yaşaması gibi sıkıntılar ortaya çıkmıştır. İktidardaki AD’nin lideri Calos Andrés Perez’in politikalarına tepki için sokaklara dökülen resmi olmayan rakamlara göre yaklaşık 3000 kişi hükümet güçleri tarafından öldürülmüştür ve bu olaylar huzur içinde yaşayan ülke açısından çok önemli bir kırılma olmuştur.

1980’lerde Hugo Chavez profesyonel bir askerdir ve 1982’de arkadaşlarıyla birlikte Movimiento Bolivariano Revolucíonario 200 (Bolivarcı Devrimci Hareket – MBR 200) isimli gizli ve kendisine yakın genç subayları örgütlemeyi amaçlayan bir yapı kurmuşlardır. Bu hareket 4 Şubat 1992’de Chavez ve arkadaşlarının darbe girişimiyle birlikte kamuoyu tarafından tanınmıştır. Bu darbe girişiminin yeni-liberal politikaların uygulanmasına tepki olarak ayaklanan halkın hükümet tarafından sert bir şekilde bastırıldığı Caracazo olaylarına tepki olarak doğduğu belirtilmiştir. Darbe sonuç olarak başarısız olmuş, Chavez hapse düşmüş ama kamuoyu Chavez’i tanıma fırsatı bulmuştu.

Daha sonra, 1998 başkanlık seçimlerine yeni kurulan “Beşinci Cumhuriyet Devinimi” adlı partiye katılan Chavez, oyların yüzde 56’sını alarak başkan seçilmiştir. 1999 Yılında bu partinin girişimleriyle yeni anayasa hazırlanmış ve halkoylamasıyla kabul edilmiştir. 2000 Yılında oylarin % 59’unu alarak yeniden başkan seçilen Chavez’e meclis Kasım 2000’de bir yıl boyunca ülkeyi kararname ile yönetme yetkisi vermiştir. Bu bir yıl içerisinde Chavez’in özellikle tarım ile petrol alanlarında büyük düzenlemeler içeren 49 kararname çıkarması, ülkedeki o ana kadar egemen olan güçler arasında tedirginlik yaratmış ve düzenlemelerin dirençle karşılaşmasına ve kutuplaşmalara yol açmıştır. 2001’in Aralık ayında ülkenin büyük işveren ve işçi sendikaları genel işi bırakma eylemi girişiminde bulunmuşlardır. 2002’de ordu ile sivil toplumun bazı öğeleri Chavez’i darbe ile başkanlıktan düşürmüşler, ancak Chavez halk ve ordu desteği ile 48 saat içerisinde görevine geri getirilmiştir. Venezuela petrolünün en büyük alıcısı olan ABD’nin başarısız darbedeki rolü tartışılmış ama kanıtlanmamıştır. 15 Ağustos 2004’te yapılan halkoylamasını Chavez oyların %58’ini alarak kazanmıştır. Ülkedeki Chavez karşıtı güçler halk oylamasında yolsuzluklar olduğunu öne sürmüşlerse de, oylamanın geçerliliği Amerika Devletler Örgütü ile ABD’deki Carter Kurumunca onaylanmıştır.

iç

Evet wikipedia’da 80’ler ve sonrasında Chavez’in yürüyüşü böyle özetlenmiş. Yakın dönem dünya liderleri arasında müstesna bir yeri olan Chavez aslında ilk olarak darbeci bir yarbay olarak kamuoyunun önüne çıkmıştı.  1998’de başkan olduktan sonra yaptığı en önemli işlerden biri 2005 yılında UNESCO’nun açıklamasıyla gündeme gelmişti. UNESCO Venezuela’da okuma yazma bilmeyen kimsenin kalmadığını açıklamıştı o tarihte. Chavez’in önemli projelerinden birisi yoksullar için 2018 yılına kadar 2 milyon ev yapmaktı. Ülke nüfusunun 29 milyon olduğunu hatırlayalım bu noktada. Bu projesinde ne kadar başarıya ulaştı bilmiyoruz. Fakat hafızası güçlü olanlar hatırlayacaklar. Chavez’in son dönemlerinde ülkede bizim müteahhitlerimizin inşaatlar gerçekleştirmesi ve bunun karşılığında ödemenin petrol ile yapılması gündeme gelmişti. Fakat bu proje hayata geçmedi.

Tekrar petrole dönelim…

tablo-1

Yukarıdaki tablo Petrol Platformu Derneği web sitesinde yayınlanmış. Rezervler milyar varil. Fakat tablonun en son sütunu çok önemli. 2013 yılında kanıtlanmış petrol rezervlerine göre Venezuela dünyada birinci. Dünyadaki kanıtlanmış rezervin neredeyse beşte biri bu ülkede.

Gelelim asıl Konuya!

Bu ülkede bugünlerde insanlar yağmaya başladı. Enflasyonun %700’ü geçtiği konuşuluyor. (Evet evet bir de hamburger 170 dolar oldu ona sonra geleceğiz). Hastanelerde hizmetler durmuş durumda. Yeni doğan bebek ölümleri maalesef artmaya devam ediyor. Ülkenin döviz rezervleri Temmuz 2015 itibariyle yarı yarıya azaldı. Ülkede elektrik ve su kesintileri almış başını gitmiş durumda.

Bütün bunlar dünya petrol rezervinin beşte birini elinde tutan ülkede oluyor..! Tüm insani dramın yanında petrol zengini bir ülkenin nasıl bu hale geldiğini gerçekten incelemek gerekiyor.

Chavez döneminde 2006 ve 2007 yıllarında ülke %10’a yakın oranlarda büyürken devam eden yıllarda bu büyüme oranları hayal oldu. Tam bu noktada yukarıdaki petrol grafiğini bir kez daha inceleyin lütfen.

“Kendimizi petrol sonrası bir döneme geçirmek zorundayız”

Bu sözler Chavez’e ait. Fakat petrol bitmeden gelinen noktayı görüp Chavez demişti demek sadece içerik kafiyesi oluşturma çabası olur herhalde.

Başka bir şey oluyor kuşkusuz.

2015 yılında ülke ekonomisi %5,7 küçülmüş. Ülkede yaşanan kuraklık ve petrol fiyatları ile 2016 yılı sonuçlarının daha da kötü olabileceğini tahmin etmek mümkün…

Ülkede Chavez’le birlikte bir kamulaştırma furyası başlamış ve devlet kamu harcamalarında oldukça cömert davranmış. Bu durum Libya lideri Kaddafi’yi de hatırlatıyor fakat Venezuela Libya’daki refahı yaşayamadan şu an bu durumda.

Birçoğumuz evet petrol olan ülkede huzur yok diyebiliriz… Ama aslında durumu petrolden ziyade doğru yönetilemeyen petrol zengini bir ülkenin geldiği nokta olarak özetlemek mümkün…

Venezuela’nın bu zor günlerinde ileriye dönük güçlü ilişkiler geliştirmek için önemli bir fırsat var gibi bizim ülkemiz için de..

Hamburger 170 Dolar

Nihayet geldik hamburgere… Hamburger neden 170 dolar oldu? Yağmaya başlayan halkın cebinde hamburger için 170 dolar var mı? Venezuela’da bir hamburgerci açmanın maliyeti ne? Kiralar Bağdat Caddesi’nden pahalı mıdır? Yoksa petrol zenginliğinden kaynaklı rehavetle çalışacak adam bulmak mı zor? Venezuela’nın bu duruma gelmesinin sebebi gerçekten ne?

Chavez’den sonra oluşan boşluk mu? Chavez’in yönetim anlayışının duvara toslaması mı? Belki bunu değerlendirmek daha kolay… Ama hamburger nasıl 170 dolar oldu ve bu haberler nasıl medyada yer aldı… Henüz çözemedim… Ama yeni yazımın konusu şimdiden belli: Gıda Krizi ve Felaket Senaryoları!

 

PAYLAŞ
İ.Ü. İşletme Fakültesi Mezunu, özel sektör deneyiminin yanı sıra, İFMED Genel Sekreterliği görevini sürdürmektedir. Aynı zamanda Kariyerim dergisinin Genel Yayın Yönetmenidir.