Örgütsel Karar Verme Süreci


Karar verme neden önemli?

Bir yönetici ve daha da önemlisi bir örgüt için önemli olan şeylerden biri karar vermedir. Aslında en önemlisi bile denebilir. Öyle ki her gün yeni fikirler, yeni teknolojiler, yeni hedefler ve stratejiler için seçenekler arasından bir tercihte bulunmamız gerekiyor. Bu tercihimiz ise örgütün gelişimi için önem arz etmekte. Yanlış kararlar örgütün geleceğini, yapısını ve hedeflerini çöküşe uğratması mümkün olacağından dolayı ki işte karar verme bu yüzden bir örgüt ve işletme için çok önemlidir.

Karar verme; bir fikrin ya da hareketin mümkün diğer seçenek arasından seçilmesiyle sonuçlanan zihinsel bir işlemdir. Öyleyse biraz geriye gidelim.
Sanayi devrimi sonrası büyük ölçeklerde üretim yapılmaya başlanmasıyla birlikte yönetim alanında da çeşitli görüşler ortaya konulmaya başlanmıştı.

Sanayileşmeyle beraber çeşitli konferanslar yapılmaya ve fikir alışverişleri etrafında toplanılmaya doğru gidilmişti. Bu süreç doğrultusunda bizim bugün klasik yönetim anlayışı olarak adlandırdığımız bir görüşte ortaya çıkmıştı. Frederick Taylor ile Bilimsel Yaklaşım, Fayol’un Yönetim Süreci Yaklaşımı ve Weber’in Bürokrasi Yaklaşımı. Burada bu yaklaşımlara detaylı olarak girmemekle birlikte klasik yaklaşımda temel düşünce şöyleydi:

  • İnsan akılcıdır
  • Çalışanları yönlendirmek gerekir
  • Sıkı kontrol
  • Yetki, sorumluluk vb. sınırlandırılmalı

Görüldüğü üzere dönemin hakim düşüncesi insanı rasyonel bir varlık olarak kabul etmekteydi. Bunda sosyolojik ve psikolojik bazı etkenlerde rol almaktaydı. Ancak genel olarak karar vermede de buna bağlı olarak rasyonel bir bakış açısı hakimdi.

Bu hep böyle devam etmedi elbette. 1929 Ekonomik krizinden sonra çatlamalar iyice fark edilmeye başlanmıştı. Yönetim alanındaki kırılmalarda görülmeye başlanmış ve rasyonel bakış açısı sorgulanmaya başlanmıştı. Özellikle bu dönem içerisinde yapılan araştırma ve çalışmalar farklı bir gidişatı ön görmekteydi. Öyle ki Elton Mayo’nun yaptığı Hawthorne deneyleri ve McGregor’ın X ve Y kuramları bize başka şeyler söylemekteydi. Şöyle ki:

  • İnsan sosyal bir varlıktır
  • Grup içi iletişim önemlidir
  • Örgütçe karar sürecine katılma

Böylelikle yönetim içerisinde farklı bir alan keşfedilmiş oldu. İlerleyen zamanlarda modern yaklaşımlarda ön plana çıkmıştır ancak yazımın konusundan uzaklaşabileceğim için buradan başka bir yere geçiyoruz.

Bireysel Karar Verme

Yönetici kişilerle alakalı, yani örgütten bağımsız olarak bireysel karar vermeyle alakalı iki yaklaşım bulunmakta: Rasyonel ve Sınırlı Rasyonellik.

Rasyonel karar verme; bilimsel yönetim anlayışıyla oldukça benzer noktalar taşımaktadır. Buna göre rasyonel yaklaşım bize şunu söylemekte. Bir sorun sistematik bir şekilde, adım adım, mantıklı bir akışta ilerlemesiyle çözülür. Özellikle Amerikan Deniz Piyadeleri’nin sorunlara bu şekilde karar verip çözüm geliştirmesi buna bir örnektir. Rasyonel yaklaşımda iki süreç bulunmaktadır: Problemi tanımla ve çöz.

Rasyonel yaklaşım üzerine birçok eleştiri getirilmiştir. Herbert Simon bunlardan birisi. Simon, karar verme aşamasının tümüyle rasyonel bir süreç olmadığı birçok faktörün bunu engellediğini belirtmiştir. O, yaptığı araştırmalar ve çalışmalar sonucu yeni bir yaklaşım getirdi: Sınırlı Rasyonellik.

İdeal bir karar verme süreci çeşitli faktörlerden dolayı , araştırmalarında gösterdiği üzere, pek mümkün olmuyor. Kararların çabuk alınması ve belirsizlik sınırlı rasyonelliği doğurur. Kısıtlar; üst baskısı, örgüt içindeki ortam seçimleri etkiler. Bu aşamada birey, özellikle belirsizlik yüksekse ve hızlı karar alınması gerekiyorsa, sezgisel bir karar vermek durumunda kalabilir.

Sezgisel karar verme; mantık ya da akıl yürütmeden daha çok deneyim ve yargılar rol oynamaktadır. Özellikle örgüt içerisinde uzun yıllar çalışan bir yönetici, artık o örgüt kültürünü benimsemiş olacağı için karar verme süreci daha çok bilinçaltının ona ilettiği sezgiler yoluyla olmaktadır.
Buraya kadar ele aldığım konular yıllar içerisindeki yönetimdeki anlayış değişiklikleri ve bireysel açıdan karar verme süreçleriyle ilgiliydi. Bundan sonraki bölüm ise örgütsel karar vermeyle alakalı olacak.

Örgütsel Karar Verme

Artan rekabet koşulları, teknolojik gelişim, belirsizliğin artması. Kulağa biraz korkutucu geliyor değil mi? Bu şartlar altında tek bir kişinin karar süreçlerinde rol oynaması biraz zor olacaktır. Bilişsel engeller bunda önemli rol oynar. Buna bağlı olarak günümüzde artık karar vermelerin çoğu örgüt içerisinde olmaktadır. Öyle ki karar verme süreci iyice karmaşıklaşmıştır, buna bağlı olarak daha fazla işbirliği gerektirmektedir. Ayrıca tek bir bireyin sahip olduğu sınırlılıkları aşabilmek için daha sıkı ve iyi dizayn edilmiş bir iletişim ve bilgi yönetimi yapılanması şarttır.

Elbette örgütsel karar vermede de farklı yaklaşımlar ortaya çıkmıştır. Bir göz atalım.

1) Yönetim Bilimi Yaklaşımı:

Bu yaklaşım rasyonel yaklaşımla oldukça bağlantılıdır. 2. Dünya Savaşı sırasında ortaya çıkan bu yaklaşımda sorunlar analiz edilebilir, değişkenler tanımlanabilir ve ölçülebilir olduğunda mükemmel bir araçtır.

2) Carnegie Modeli:

Sınırlı rasyonellikten hatırlayacağımız bir isim olan Herbert Simon ve James March, Richard Cyert’ın geliştirdiği bir modeldir. Özellikle sorun tanımlama aşamasında çok kullanışlı bir modeldir. Buna göre Carnegie Modeli’yle alakalı bazı terimlerden bahsetmek gerekiyor.
Koalisyon: Örgüt amaçları ve öncelikli sorunlar konusunda hemfikir olan birkaç yönetici arasındaki anlaşmadır. Bu işbirliğinin temel amacı sorunlar üzerinde yoğunlaşma ve bilişsel sınırlılıklardır.
Tatmin Edici: Kulağa biraz değişik geliyor değil mi? Burada anlatılmak istenen örgütün maksimum performans düzeyindense tatmin edici bir performans düzeyinin bu modelde kabul edilmesidir.
Kısa Vadeli Çözümler: İşbirliğine dayanan bu karar verme aşamasında daha çok soruna dayalı bir araştırma gerçekleştirilir ve kısa vadeli çözümler üzerine yoğunlaşılır.
Algı: Bir önemli nokta daha vardır. O da şudur ki eğer örgüt içerisinde sorun algılanmazsa eyleme geçinilmez.

3) Marjinal Karar Modeli:

Henry Minztberg’in çalışmalarına dayanan bir modeldir. Buna göre Minztberg 25 farklı karar tanımlamıştır. Bu araştırmalardan ortaya çıkan sonuç; önemli örgütsel kararların genelde büyük kararı ortaya çıkaran küçük seçimler serisi olduğudur. Ancak bu aşamalar sırasında bir engelle karşılaşılması durumunda başa dönülür.

4) Carnegie ve Marjinal Modelin Birleşimi:

Belirsizlik altındaki bir durumda hem soruna hem de çözüm yoluna uygulanır. Carnegie, sorunu tanımlayıp, fikir birliğini sağlarken; marjinal model de çözüm için ortaya konulacak adımları belirtir.

5) Çöp Kutusu Modeli:

Belirsizliğin üst düzeyde deneyimlendiği örgütlerde karar verme durumlarının açıklanması amacıyla geliştirilmiştir.

Karar vermeyle ilgili örgütsel teoriler işte bunlardı, aşağıdaki tabloyu ise olayın özeti olarak düşünebiliriz.

Yorum Yap. Sesini Herkese Duyur!