Kuşaklar Arasındaki Yüzyıllık Çatışma ‘’Seni Anlayamıyorum’’


Jenerasyonel sistemde en büyük cinayet günümüzde bilgi ve deneyim ile gerçekleştiriliyor. Baby boomer’dan beri hızla gelişen ve değişen kuşaklar gelecek kuşaklarla çatışarak kimi zaman da ortak nokta bularak saygı çerçevesinde yaşamlarını devam ettiriyor.

Peki, çatışmalar neden yaşanır? Ortak noktayı bulmak neden bu kadar zordur?

‘’ Kendi gibi olmayanı anlamak’’ bizim için her zaman zordur. Alışıla gelen sistem ve durum dışında kalan ve sadece bizlere ‘’farklı’’ gelen kişilikleri her zaman yadırgarız. Aslında durum bu kadar zor değil;  karşımızdaki kişiyi kendimize ait yargılarla değil, karşımızdakine ait yaşantıyla anlamak insan ilişkilerini dolayısıyla kuşaklar arası çatışmaların da önüne geçecek bir empati yöntemidir.

Beyaz yakalılar kuşakları, kuşak çatışmalarını son dönemde çok fazla yaşamakta ve hatta yapılan çalışmalar da genellikle iş dünyasındaki Y kuşağı üzerine yapılmaktadır.

Nereden çıktı bu kuşaklar diyecek olursanız sizleri 14. Yüzyıla kadar geri götürmem gerekecek. İbn-i Haldun Mukaddime adlı eserinde jenerasyonel sistemin doğuşunu enine boyuna anlatmış. Aslında X, Y, Z ve hatta K olarak isimlendirilen kuşakların varlığından hepimiz haberdarız yalnızca isim olarak aynı noktada birleşmiyoruz.

Dünyada şuan 5 kuşak bir arada yaşıyor. Geçişler, etkilemeler ve birbirlerine katılan değerler o kadar çok ki zengin bir atmosferin içerisinde vuku bulan kuşaklar sürekli birbirlerini etkiliyor ancak başta da belirttiğim gibi kuşaklar birbirinden çok şikayetçi…

Kuşaklar birbirlerinden nasıl şikayet ediyor gelin biraz bunlara bakalım.

M.Ö. 5.yy da yaşayan Soktates öğrencilerinden sadık olmadıkları ve tatminsizliklerinden dolayı suçlardı. Gelecek neslin nasıl bir devleti yöneteceğini tahmin dahi edemediğini belirten notları mevcut.

14.yy’da İbn-i Haldun yazdığı kitaptan da ziyade öğrencilerin ve gelecek kuşağın bireysel ve bencil olmalarından yakınırdı.

Günümüzde bir şirket yöneticisi yeni gelen kuşağın; saygısız, tatminsiz, patavatsız, bireyselci ve sadık olmayışı ile hayıflanmakta.

Anlatmak istediğim aslında bu kadar basit ve gerçekçi 🙂

Beyaz yakalıların hala büyük bir bölümü X kuşağı ve yaptıkları işlerle Y kuşağını çok fazla başarılı bulmuyor. Bunu Sokrates de savunuyordu değil mi? Bu biraz da eldeki imkânlardan kaynaklanıyor. Hani büyüklerimizin ‘’Bizim zamanımızda böyle miydi?’’ sözleri gibi. Eldeki imkânlar sürekli gelişip değişirken bizlerde bu imkânlara ayak uyduruyoruz. Büyüklerimize göre tatminsiz, bizden küçüklere göre ise çok sabırlı oluyoruz. Aslında 3000 yıldır yeni hiçbir şey yok. Aynı ideolojik olaylara farklı açıdan bakıyoruz hepsi bu. Yani hepimiz hangi kuşakta olursak olalım aynı yerlerden geçiyoruz.

İş dünyasındaki Y kuşağı kendini ‘’ sorumluluk sahibi ve sadık’’ olarak görüyor.  Bunu duyan X kuşağı isyan edip hiçbir şekilde bu yargıyı kabul etmiyor. Aslında unutulan bir nokta var. Sorumluluk ve sadakat kavramı 20. Yüzyıldaki tanımına göre değişti. Günümüzdeki sadakat ve sorumluluk kavramı da doğal olarak miadı dolduğunda değişecektir.

Black Mirror dizisini izleyenler bilir, dizide dijitalleşen dünyanın korkunç yüzlerinden kesitler izliyoruz. Günümüzdeki sorumluluk ve sadakat anlayışı ile dizideki sadakat anlayışı bir olabilir mi?  Ya da siyah beyaz televizyonun bile daha evlere girmediği dönemdeki sadakat ve sorumluluk anlayışı ile günümüzdeki anlayış bir olabilir mi? Demek istediğimi biraz rakamlarla da desteklemeye çalışacağım.

  • Televizyon 13 yılda 50 milyon kuşanıcıya ulaştı.
  • Facebook 3 yılda 50 milyon kullanıcıya ulaştı.
  • Instagram 6 ayda 50 milyon kullanıcıya ulaştı.
  • Angry Birds 35 günde 50 milyon kullanıcıya ulaştı.

Yani demek istediğim; 20 yıl aynı motivasyon unsurlarını kullanırsanız jenerasyonların gelişmesini bekleyemezsiniz. Bu sebepledir ki aynı unsurlar kullanılsa 50 milyon kişiye 35 günde ulaşmak mümkün olmazdı. 🙂

Y kuşağında bilgili ve sağlam adımlarla ilerleyip sürekli araştırmalar yaparak gelişimlerini desteklemiştik ancak Z kuşağına geç kaldık, gelecek K kuşağı için ise durum iç açıcı bile değil. Z kuşağına geç kalma sebebimiz eski nesil hegomonyasını çok fazla devam ettirdik. Y kuşağı X kuşağına yakın olduğu için bunun dezavantajını çok fazla yaşamadık ancak gelen Z kuşağında bu durum daha da zorlaşacak. Tamamıyla elektronik bir jenerasyon. 6 aylık bir bebeğin dijital materyaller ile tanıştığı günümüzde yaşanacaklardan çok uzağız. Gerçekten Black Mirror sahneleri yaşanır mı – umarım yaşanmaz- ama yaşanırsa bilin ki gelecek K kuşağı tamamıyla içinde yer alacak. Z kuşağı da K kuşağının bu tavırlarını beğenmeyerek ‘’ saygısız ve hatta sadık değil’’ diyecektir sonuçta bu sözler M.Ö. 5.yüzyıldan beri söyleniyor. 🙂

Başından beri bahsetmek istediğim erdemdi. Hepimiz aynı yollardan geçiyoruz sadece geçtiğimiz mevsimler birbirinden farklı hepsi bu. Bu durum şuan ki X kuşağı için ve hatta gelecek Z kuşağı içinde geçerli. Kültür ve yaşayış şeklimiz yüzyıllardır değişmediği için şekil farkı olsa bile sistematik olarak z kuşağı da aynı konudan dert yanacak. Bu sebeple durum kuşaklara öğretmencilik oynamak yerine içgörüyle anlamaktan geçerse inanın bir nesil olarak kazançlı ve geleceği daha parlak bir sistem ile yolumuza devam edeceğiz.

1 YORUM

  1. Z kuşağına şaşıp kalıyordum farklılar diye K kuşağını tahmin bile edemiyorum artık 😅 bir Y kuşağı olarak yeni X kuşağı olmuşum bile galiba 😄 çok güzel bir yazı olmuş, kalemine sağlık Selin 😄

Yorum Yap. Sesini Herkese Duyur!