İŞLETME OKU! ŞİRKETLER SENİ BEKLİYOR!


Son 10 yılda İşletme bölümlerinin tüm üniversitelerde hızla yayılması nedeniyle tercih yapacak öğrencilerin işletme bölümüne bakış açısında bazı değişiklikler oldu. Özellikle özel üniversitelerin en kolay açtığı bölümlerin başında işletmenin gelmesi de bölümün önceliğinin azalmasında etkili oldu.

İşletme bölümlerinin özellikle son 10 yılda puanlarının düşmesinde bir diğer etken de devlet kadrolarında maaş ve iş garantisi koşullarının özel sektörden çok daha iyi noktaya gelmiş olması. Kamuda çalışma koşullarının düzelmesi devam ederken özel sektörün yoğun emek arzı (işe girmek isteyen mezun sayısı) karşısında yeni çalışanlar için maaşları düşürmesi ve çalışma koşullarını zorlaştırması bir diğer önemli etken.

Peki, bu bakış açısı ülkemiz gerçeğinin tam özeti mi? Bu soruya hayır cevabı verebiliriz. Ülkemiz eğitim sisteminin en zayıf noktası öğrencilerin mesleki yönlendirmelerini kapsayan bir kimlikte olmaması. Aynı zamanda geçmiş senelerde çok konuşulan bölümlerin puanlarının artması ve puanları arttıkça daha fazla öğrenci tarafından tercih edilmesi kısır döngüsü de bir başka gariplik. Öğrenciler tercihlerini yaparken o bölümü okuyarak kazanacakları mesleğin geçerliliğine ve kendilerini aslında o bölümü kazandıktan sonra neler beklediğine (ihtimaller/imkanlar) ve o bölümü okurken neler yapmaları gerektiğine dair yeterince araştırma yapmıyorlar. Belki de onları objektif şekilde aydınlatacak olanaklara da sahip değiller.

Haberimizin konusu işletme bölümü olduğu için bu bölümle ilgili önemli noktalara değinelim. Bugün ülkemizde futbolculardan ve televizyon starlarından sonra en fazla parayı kim kazanıyor diye düşündüğümüzde bazılarımızın aklına marka olmuş doktorlar, mimarlar, terziler, berberler geliyor. Ama daha çok aklımıza gelenler (aileden zengin olanlar hariç) girişimciler, şirket üst düzey yöneticileri. Peki insanlara girişimciliği, yöneticiliği öğreten bölüm hangisi? İnsanlara para yönetimini öğreten bölüm hangisi? Evet hepimiz birlikte İşletme cevabını veriyoruz. Peki mühendisler, diğer idari bilimlerde okuyanlar, bazen öğretmenler, hukukçular hatta doktorlar neden işletme yüksek lisansı (master, MBA) yapıyorlar. Neden belli bir aşamaya gelen diğer bölümlerin mezunları ya da belli bir aşamaya gelmek için donanım edinmeye çalışan diğer bölümlerden mezun insanlar işletme yüksek lisansı yapmak istiyorlar? Konuyu biraz daha ayrıntılandırıp işletme eğitiminin tarihine ve mezunlarının görev alanlarına dair bilgilendirme yapmak da faydalı olacak fakat günümüz (bilgi çağı?) insanının uzun yazıları okumadığını varsayarak şu cümleyle özetleyelim: “İşletme bölümü mezunları paranın ve birden fazla insanın olduğu her türlü organizasyonun tamamını ya da değişik büyüklüklerde fonksiyonlarını yönetmeye aday olarak mezun olurlar.

Yazımızın daha iyi anlaşılması için aşağıdaki tabloda yer alan üç üniversitenin İşletme bölümleri ile ilgili kısa ve bizce çarpıcı bilgileri özellikle anne babaların ve tercih yapacak üniversite öğrencilerinin önemseyerek okumasını tavsiye ediyoruz. Son olarak haberimizin sonunda yer alan önemli tabloda ne var onun hakkında bilgi vermeliyiz: Tabloda ülkemizin önde gelen devlet ve vakıf üniversitelerinin işletme bölümlerinin kontenjanları ve puanları yer alıyor.

İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi

slider-1

Ülkemizde üniversite eğitiminin 600 yıllık geçmişinin şekillenmesinde en önemli etken olan İstanbul Üniversitesi, işletme eğitiminin de ilk başladığı üniversite. 1954 yılında dönemin en önemli iki işadamı Nejat Eczacıbaşı ve Vehbi Koç’un girişimleriyle İ.Ü. İşletme İktisadı enstitüsü kuruluyor. Bugün İ.Ü. İşletme Fakültesi bünyesinde yer alan enstitü Harvard Üniversitesinin akademik desteği ve Ford Vakfı’nın ekonomik desteği ile kurulmuş ve böylelikle İ.Ü. İşletme Fakültesi için ilk adımlar atılmış. Nihayet 1968 yılında ülkemizin ilk İşletme Fakültesi kurulmuş. Türkiye’deki ve dünyadaki başka üniversitelerde işletme bölümlerinin kurulmasına öncülük eden İşletme Fakültesi aynı zamanda  Avrupa’da işletme alanında yüksek lisans düzeyinde eğitim verilen ilk kurum. Fakültenin mezunları arasında dünden bugüne ülkemiz ekonomisinde çok etkili olan isimler var. Fakültenin binlerce mezunu arasında spor dünyasından basketbol koçu  Ergin Ataman’dan oyuncu Berrak Tüzünataç’a kadar renkli isimler de var. Şu an bakanlar kurulunda ki 4 bakan da aynı fakültenin, İ.Ü. İşletme Fakültesinin mezunlarından. İlginç bir tarihi olan fakültenin geçmişindeki en önemli aşamalardan birisi ise fakültenin boğaza nazır Rumeli Hisarı’ndaki kampüsünden Avcılara gitmek zorunda bırakılması. Dönemin devlet başkanı Kenan Evren’in aldığı kararla Avcılar Kampüsü’ne geçen fakültenin puanı o yıllar itibariyle düşmeye başlamış. Fakültenin ülkemizde oluşturduğu ünden de Boğaziçi Üniversitesi faydalanmış. Fakültenin mezunlarından TÜSİAD Başkanı Cansen Başaran Symes  Hürriyet gazetesinde kendisiyle ilgili bir haberde  şöyle anlatılmış: “Üniversite sınavından tıp okuyabilecek kadar yüksek bir puan aldığı halde, lisede hayalini kurduğu pazarlama alanında çalışmak için İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesini tercih etti.”

Ülkemizde sadece Hukuk ve Tıp Fakülterinde bulunan bir özellik İ.Ü. İşletme Fakültesi’nde var. O özellik fakültede sadece tek bölümün olması. İ.Ü. İşletme Fakültesi’nde sadece İşletme bölümü var. Üstelik fakültede özel üniversitelerin tüm transfer hamlelerine rağmen tam 32 profesör var. Hepsi işletme bölümünde farklı alanlarda ders veriyorlar. Peki aşağıdaki tabloda neden İ.Ü. İşletme Fakültesi ilk üçte değil?

Bu sorunun cevabı İşletme Fakültesi çevrelerinde şöyle veriliyor: “Boğazdaki kampüsümüz elimizden alınınca insanlar o yıllarda Avcılar’ı çok şehir dışında gördüğü için puanlarımız yıllardır düşüyor. Aynı zamanda fakültemizde sadece işletme bölümü olduğu için kontenjanımız çok yüksek ve puanımız bu nedenle de düşük görünüyor.”

Yazımızın başında da değindiğimiz gibi maalesef öğrenciler tercihlerini bölümleri çok araştırmadan yapıyorlar. İ.Ü. İşletme Fakültesi bugün önünde yer alan metrobüs durağı nedeniyle en kolay ulaşılan kampüslerden İstanbul’da. Ama İ.Ü. İşletme Fakültesi’nin en öne çıkan yanları ne derseniz? Birincisi çok güçlü bir akademisyen kadrosu var ve hepsi iş dünyası tarafından yakinen biliniyorlar ve onların yetiştirdiği öğrencilere bir güven var şirketlerde. İkincisi: mezunları. 20 bine yakın mezunu var ve mezunları iş dünyasında neredeyse her şirkette önemli noktadalar, kendi aldıkları eğitime güveniyorlar ve bu fakülteden mezun olanlara da bu nedenle daha öncelikli yaklaşıyorlar. Üçüncüsü ise fakültenin güçlü yurt dışı bağlantıları ve almış olduğu uluslararası akreditasyon. Üniversitede en önemli kazanım iyi bir eğitim, bakış açısı ve güçlü bir network. İ.Ü. İşletme Fakültesi’nin bir çok öğrencisi daha mezun olmadan şirketlerle işe giriş sözleşmelerini imzalıyorlar. Önemli ve son iki bilgi: İ.Ü. İşletme Fakültesi’nde hem İngilizce hem de Türkçe işletme bölümü var. İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi ve İktisat Fakültesi’ndeki işletme bölümleriyle karıştırmamak lazım. Bizce bu fakültede gelecek var… Araştırın lütfen…

Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü

slider-2

Boğaziçi Üniversitesi’nin neredeyse her bölümü diğer üniversitelerdeki eşdeğerlerinden yüksek puanla öğrenci alıyor. Bu durum üniversitesinin adını da aldığı Boğaziçi’ndeki tek kampüs olması ve temelinde yer alan Robert Kolej geleneği ile çok ilgili. Aynı zamanda İngilizce eğitim veriyor olması da bir diğer önemli etken. Boğaziçi’nin çok daha temel bir avantajı var. O da devlet üniversitesi olmanın getirdiği negatif etkilere teslim olmamış olması. Devlet üniversitesi olmanın tüm avantajlarını kullanırken üniversiteyi, “üniversite” kimliğinden uzaklaştıran tüm diğer faktörlerden kendisini soyutlamış bir üniversite Boğaziçi. Aşağıdaki tabloda göreceğiniz üzere diğer tüm devlet üniversitelerine açık fark atmış durumda.

ODTÜ İşletme Bölümü

slider-3

ODTÜ işletme için de aslında yazabileceklerimiz Boğaziçi’nden farklı değil. Zira ODTÜ işletme bölümü de içinde yer aldığı üniversitenin marka değeri ve yine üniversitenin eğitim dilinin İngilizce olması nedeniyle özellikle meşhur olan bir bölüm. Adı üzerinde teknik bir üniversite olan ODTÜ’de teknik olmayan birkaç bölümden biri olan İşletme bölümü 90 kişilik kontenjanı ile Ankara’nın, Bilkent (burslu) işletme bölümünden sonra en çok tercih edilen işletme bölümü.

tablo-1

tablo-2