İnovasyonun Etkileri


İnovasyon basit anlamda planlanan, yönetilen ve adapte olunan bir süreç olarak şirketlerin geleceği için hayati rol oynar. Ancak inovasyonu gerçekleştirmek için doğru yolu en başında seçmemiz ve ona göre yol almamız gerekir. Basit gibi görünen bu ayrıntılar bizim ve şirketin gelişmesine büyük katkı sağlayacaktır.

İnovasyonun şirket stratejisi olarak uygulamak için ilk olarak rekabet alanını seçmek gerekiyor. İnovasyon, adapte olunmadığı zaman uzun vadede başarısızlık getiren en önemli etkendir. Güçlü bir gelecek için inovasyon gerekli ancak bunun için gerekli çalışan takımının da bulunması gerekiyor. Bunun öncesinde gireceğimiz pazar ve nitelikleri inovasyonun şirket politikasına uygunluğuyla alakalıdır .Uber, araç paylaşma endüstrisine giriş yaptığında araç kiralama endüstrisi yeteri kadar gelişmiş değildi ve iş için gerekenler ilk etapta çok fazla ulaşılabilir değildi. Yapılan çalışmalar ile başarıyı yakalayan Uber, günümüzde insanların alışkanlıklarını değiştirip hayatlarını da kolaylaştıran bir marka haline geldi. Uber demişken özellikle son dönemde sarı taksiler ile yaşadıkları problem ile marka bilinirlik oranının yüksek ivmeyle tepeye tırmandığını söylemeden geçmek istemiyorum.

Bir diğeri henüz olgunlaşmamış bir sektöre giriyorsak, hızlı bir strateji seçmemiz bizi daha başarılı kılacaktır. Kolay çözümler ve kolay bir uygulama, hızlı etkileşim sağlar.

Nispeten olgunlaşmış bir sektöre gireceksek te daha sakin bir strateji ile ilerlemek gerek. Gelecekte söz sahibi olacak markalar araştırma ve geliştirmeye yatırım yaparak, patentler ve şirket birleşmeleri ile hep geleceğe dönük teknolojilere yatırım yapıyor ve hepsinin geri dönüşünü ise yıllar sonra alıyor. Dolayısıyla inovasyonu şirket prensibimiz olarak görmek için hızlı ve sakin stratejiler seçebilir, ya da bunların ikisini aynı anda deneyebiliriz.

 

Tüm dünyada katma değer sağlayan yüksek teknolojik üretiminin, yaratıcılık ve inovasyonun ciddi ivme kazandığı bir dönem yaşıyoruz ve bu ivme giderek artıyor. İnovasyona yatırım yapan ülkelerle diğerleri arasındaki makas da giderek açılıyor. Bu makas daha fazla açılmadan İstanbul’u ve Türkiye’nin tüm diğer şehirlerini birer cazibe merkezi haline getirmemiz gerekiyor.

Girdiği sektör olgunlaşmamışken hızlı ve sabırsız ama aynı zamanda sektörü olgunluğa ulaştırmak için geleceğe dönük bir bakış açısına sahip stratejiler uygulanabilir. Ancak bunun için geleceğe ve gençlere yatırım yapılması gerekiyor. Ne yazık ki Türkiye’de genç girişimciler kolay kolay projelerine yatırım olanakları ve bu yatırımları gerçeğe dönüştürecek ortamlar bulamıyorlar. “Başımıza icat çıkarma” anlayışının hakim olduğu toplumumuzda biraz büyümeyi başaran genç girişimciler de soluğu yurtdışında alıp projelerini oralarda büyütme fırsatı arıyorlar.

Türkiye; yetişmiş insan gücünü, parlak beyinlerini; siyasi ortam, ekonomik ve sosyal gelecek kaygıları gibi nedenlerle kaybediyor. 2000’li yılların başında Türkiye’ye doğru gerçekleşen beyin göçü maalesef tersine dönmüş durumda. Türkiye’nin acil bu göçü durduracak ve tersine çevirecek projeler, politikalar üretmesi, gelecek planlamaları yapması gerekiyor. Uluslararası bir finans merkezi olmak için güçlü bir ekonomik altyapı, yetişmiş insan gücü, yurtdışından parlak zihinleri ve global şirketleri ülkemize getirip yatırım yapmalarını sağlayacak ekonomik fırsatlar, bu insanları ülkemizde yaşamaya, çalışmaya ikna edecek ulaşım, teknoloji altyapıları, renkli bir sosyal yaşam, uluslararası düzeyde eğitim olanakları, siyasi bir güven ortamı, güçlü bir hukuk devleti ve özgürce düşüncelerin dile getirilebileceği bir ortam gerekiyor. İşte aslında tüm bu kriterler inovatif bir ülke olmak için de geçerli.

Geçtiğimiz yıl “Business Insider” ve “2thinknow” araştırma şirketinin ortaklaşa hazırladıkları bir listede “Dünyanın en İnovatif Şehirleri” listesinde şehirlerin teknoloji kullanımına yatkınlıkları ve insanlara sağladığı yeni iş olanaklarına göre oluşturuluyor. San Francisco’nun birinci, New York’un ikinci, Londra’nın üçüncü olduğu listede ilk 25’e maalesef Türkiye yer almıyor. Bu da aslında beyin göçünün ne kadar yıkıcı olduğunun kanıtı.

Kısaca özetlemek gerekirse inovasyon ve inovasyon uygulamaları için başta doğru stratejileri belirlemek gerekiyor ancak bunun için ülkedeki gelişmeler, inovatif yaklaşımlar ve girişimlere verilen önemin değerine göre şekilleneceğini belirtmemiz gerekiyor.

Yorum Yap. Sesini Herkese Duyur!