İçimizdeki Boşluğu Görmek


Sorun, birinin senin hayatında bir çatlak açmasıyla başlıyor. Çatlağı fark ettiğinde ilk düşüncen o çatlağı doldurman gerektiği oluyor. Ne ile olduğu önemli değil; kiminle olduğu önemli değil. Zihne, bedene ve ruha verilen komut “ortada bir boşluk var ve onu kapat”. Bir zaman sonra, o çatlağı kapattığını sandığın parça kendini yer çekimine bırakıveriyor. Sebep, doku uyuşmazlığı. Aslında baştan beri “olmamış” ama sen sadece çatlağı kapatmaya yoğunlaştığın için, düşünmemişsin “bu doku benim çatlağıma uygun mu” diye. Bir süre sonra da beden atıveriyor; kendisine ait olmayan bir sıkıntıyı, bir hastalığı atar gibi.

En başta yapılması gereken neydi?

Boşluğu görmek. Ona bakmak. Üstünü kapatmak yapılacak en son şey belki… Sadece izlemek boşluğu…

Peki, boşluğu kapatmaya odaklandıysam ve bulduğum her şeyi oraya tıktıysam, ne olduğuna bakmadan, ne olmuş yani? Bunu öyle olması gerektiği için yapmadım mı? Aklım, bedenim, ruhum ve içimdeki kadınların çoğu yardım etti bana; gerekçelendirdi birçok şeyi. Uygun gördüm. Yanıldım belki. Belki çocuktum.

Şimdi boşluğu arındırma, kalıntıları çıkartma zamanı. Boşluk ilk gün ki haline gelince gözlerimi dikip bakacağım ona. Orada benimle ilgili, benim bile henüz bilmediğim ipuçları var, bunu biliyorum.

Anlıyorum her şeyi ve çoğu zaman, anlamak istemiyorum. Biri bir gün “sana hiç bir şey olmaz, çabuk toparlarsın, hep güçlüsün” demişti. Bana hiç bir şey olmadı, evet. Görünürde hiç bir şey yok. İçim, sadece, okyanus fırtınası. Ama neyse ki bunu da biliyorum; kabuslar olmasa güzel rüyaların da değeri olmaz.

Bu satırları yazdım ve kitaplığıma uzandım, elime gelen ilk kitabın* herhangi bir sayfasını açtım; “En büyük mutluluklar neden küçük şeylerden kaynaklanır? Çünkü gerçek mutluluğun nedeni bir şey ya da bir olay değildir ama ilk bakışta öyle görünür. Şey ya da olay bilincinizin sadece küçük bir kısmını oluşturacak kadar belirsiz ve dikkati çekmeyen boyutlarda olabilir; geri kalan içsel boşluktur ve biçimle engellenmeyen bilinçtir. İçsel boşluk bilinci ve gerçek kimliğiniz, temelde tektir. Diğer bir deyişle küçük şeylerin biçimi, içsel boşluğa yer bırakır ve gerçek mutluluğun, varlığın mutluluğunun doğduğu yer işte bu içsel boşluk, şartlanmamış bilinçtir. Küçük ve sessiz şeylerin farkında olabilmek için, içinizde dingin olmanız gerekir. Yüksek derecede farkındalık şarttır. Dinginleşin. Bakın. Dinleyin. Şimdide olun.”

Biliyorum, tesadüf diye bir şey yok; alınması gereken mesajlar var. Bu mesajlar bazen kalbinizde olur, bazen yanı başınızdaki bir kitapta. Yeter ki ulaşsın.

*Eckhart Tolle, Varolmanın Gücü

PAYLAŞ
İnsan Kaynakları Profesyoneli, konumuzkariyer.com' da blog yazarı. Marmara Üniversitesi Fransızca Kamu Yönetimi bölümünden lisans, Akdeniz Üniversitesi İşletme bölümünden yüksek lisans derecelerine sahiptir.