Her Zaman Yeniden Başlamak


Diyorum ki kendime: sen sanıyor musun ki her yaşadığın hedefsiz, boşu boşuna? Her kim çıkıyorsa karşına, her ne yaşıyorsan, bir amacı var.

Özel hayatımızda daha çok inandığımız bir durumdur bu, peki ya çalışma arkadaşlarımızın ya da yöneticimizin bize ayna olmasına ne demeli? İş hayatı da yaşamın en büyük sahnelerinden biri değil mi? Birbirimizi aynalamak, birinin bize bizi göstermesi binlerce eğitimden daha kıymetli değil de nedir içsel yolculuk için?

Gelişme” yolculuğumda, beni en çok zorlayan buydu. Benimle birlikte yürüyen öğretmenlerin hepsinin söylediği aynıydı, karşında beğenmediğin ne varsa sende de var. Niyeymiş o? Çünkü sende olmayanı göremezsin, fark edemezsin de ondan.Okurken kolay da, derin düşününce tonlarca taş ağırlığında bir etki yaratıyor her defasında. Bilmek yetmiyor, sindirmek de zaman alıyor çünkü.

Biri bize kendi karanlığımızı aynaladığında, farkında olmak, kabul etmek ve gerekli dersi almak şart. Rahatsızlık veren durum ortadan kaldırılamasa bile şunlar oluyor:

1- Gitmen gerekli ise müthiş bir cesaret geliyor.
2-Kalmayı seçiyorsan, o kişinin daha “sevimli” yüzünü deneyimlemeye başlıyorsun.

Şikayet etmekten ve suçlamaktan, farkındalıkla şükretmeye geçince oluyor bunlar.

Bir süre önce koçumla çalışırken bir şeyi fark ettim, ben her zaman çok “meraklı” olduğumu düşünürüm. Kendimi tanımlarken sıklıkla merak kelimesini de kullanırım . Beni tanıyanlar da öyle söyler. Hakkında daha önce bir yazı bile yazmıştım. Peki nasıl bir merakmış benimkisi? Fark ettim ki, bu bir “çocuk merakı” değil, bilişsel, fayda odaklı bir merak. Peşinden bazen yargılamayı, bazen filtreleri de getiren. Bir süredir üzerinde çalışıyorum ve çok değişik sonuçlarını görüyorum.  Merakımı çocuk merakına dönüştürdüğümden beri ve buna öncelikle en yakınlarımdan başladığımdan beri olan şu, herkesle ilk defa tanışıyor gibiyim. Ailemi, yöneticilerimi, çalışma arkadaşlarımı “öğrenilmişliklerden” arınmış halde, yargılamadan izliyor ve konuşuyorum. Ne kadar ayıp, insan gibi karmaşık bir ansiklopediyi hiç değişmeyecekmiş gibi “mevcut filtreler” ile yargılamak. Ben değişiyorum da, herkes aynı mı kalıyor? İnsan her yaşta şaşırıyor, her yaşta yeni bir şey öğreniyor. Hücrelerimiz de ruhumuz da her an değişiyor ve biz bir gün önceki insan ile aynı insan değiliz.

Güzel bir hatırlatma: her gün yeni bir gün, sürekli yenileniyoruz. Aynıymış gibi hissetmemizi sağlayan tek şey zihnimiz ve değiştiremediğimiz düşüncelerimiz.
Hayat düz çizgi değil ve evet güzel şeyler de oluyor. Zihnimizdeki “eski kayıtlar” burnumuzun ucundaki en yakınlarımızdaki değişimi, onların özünü görmemizi engelliyor.
Her değişim, önce benden başlıyorsa, ben değiştiğimde dünya değişiyorsa, karşılaştığım her “can” tekamülümde bana aynaysa, çocuk merakı ile bizi bize gösterenlerle “yeniden tanışmak” için ne bekliyoruz? Bugün değilse ne zaman?

Kaynak: Canel Gürgen

PAYLAŞ
İnsan Kaynakları Profesyoneli, Profesyonel Koç, Uygulamalı Psikoloji Yüksek Lisans Mezunu, Yaşam Boyu Öğrenme Sevdalısı ve Blog Yazarı