Harry Potter Serisi ve Pazarlama


Harry Potter serisini duymamış olanımız var mı? Bu soruyla başlamak istiyorum yazıma çünkü size bu seriden bahsedeceğim. Bu mükemmel seri ve onun etkilerinden. Harry Potter serisi J.K. Rowling tarafından ilk kitabı 1997 yılında yazıldı ve yayınlanır yayınlanmaz tüm dünyada çok satılanlar listesine girdi. Her ne kadar yazarımız kitabı yayınlayacak yayın evini bulmakta çok zorlanmış olsa da bir şekilde başardı ve bu sayede serinin geri kalan 6 kitabını da yayınladı. Serinin ilk filmi 2001 yılında vizyona girdi ve böylece beyazperdedeki sihirli yolculuk başlamış oldu.

Ben Harry Potter’ın ilk filmini sinemada izlediğimde 6 yaşındaydım. Bu değişik kurgunun sinemaya aktarılışı, bir çocuğun gözünden böyle bir hayal gücüne maruz kalmak uzun süre etkisini yitirmiyor. Karakterler, mekanlar zekice düşünülmüş, 7’den 70’e herkesin ilgisini çekebilen, gerçeküstü bir dünya yaratılmış. Sadece çocuklar değil yetişkinlerinde hayal gücüne hayran kaldıkları bir seriden bahsediyoruz. Bu seri bize pazarlama ve markalaşma anlamında büyük bir örnek oluşturuyor. Pazarlamanın en kritik konularından biri ilgidir. Bu seride büyük çoğunluğun ilgisini çekebilen bir seri. Konumuz edebiyat olsa da yazarımız bir şekilde bu seriyi popüler kültürün içine soktu. Başta da söylediğim gibi adını duymayan var mıydı, serinin reklamı her yerde gerçekten çok iyi yapıldı ve tuttu. Hedef kitlesinin sadece çocuklar olmadığının farkına varan Rowling, ilgiyi yüksek tutmak için neler yapmadı ki tema parklar, müzeler, sergiler. Bu yerlere her yıl milyonlar akın etti, bir serinin bu kadar iyi pazarlanması kuşkusuz bir deha örneği. Serinin bu kadar hayran kitlesi oluşunca filmlerdeki objeler de satılmaya başlandı asalar, kolyeler, kıyafetler, karakterlerin oyuncakları ve daha aklınıza gelebilecek ne varsa yapıldı. Evet ilginç gelebilir fakat öyle bir çılgınlık ki Harry Potter serisinden koleksiyon yapanların sayısı hiç de az değil. İnsanlar bu koleksiyonlara ciddi anlam yüklüyor ve para harcıyor. Açıkçası ben bile çok beğendiğim bir koleksiyon parçasını almak için para biriktirmeye başlamış durumdayım!

Bizi bu kadar etkileyen şey nedir peki? Bizi bu kadar serinin içinde tutan şey, Rowling’in iyi ve dikkatli bir gözlem yaparak karakterleri seçerken, okuyan herkesin kendinden bir şeyler bulabilmesini sağlaması. Kendimizden parçalar bulduğumuz bu büyülü dünyada karakterlerin geleceğini, hikayelerini merak etmemiz sağlandı. Hep bir sonraki adım düşünülerek tasarlandı hikayeler, okuyucunun merakı her zaman yüksek tutuldu. Bizler ise gerçekten merak ettik bir sonraki adımı ve bu kadar takip edilen bir serinin devamı gelirse de tutulacağı düşünüldü doğal olarak. Gerekli reklamlar yapıldı, tekrar ilgi ve merak uyandırıldı, geçmiş seriyle bağlantılar kurularak yeni bir seri ortaya çıkarıldı hem de bu yıl. Eski serimiz kadar tutulur mu bilinmez fakat Rowling’in işini bildiği kesin. Son olarak yazıma pazarlama akademisyeni ve Harry Potter hayranı Stephan Brown’ın bu konuyla ilgili olarak söylediği sözü de eklemek istiyorum. “Bugün markalaşmanın kalbinde müthiş bir sihir yatıyor. Ve bu sihir öncelikle bir öyküyle başlıyor. Ve bu öyküyü iyi anlatmakla…”  Brown’a katılmamak elde değil, markalaşmayı anlamak her şeyden önce insan yaşamında öykülerin ve öykü anlatmanın sihrini anlamaktan geçiyor. Yani bu büyük ses getiren Harry Potter serisinin başarısı da dahice tasarlanmış etkili pazarlama yönetimine dayanıyor.

6 YORUMLAR

Yorum Yap. Sesini Herkese Duyur!