Dijital Pazarlama Furyası


Uzun süredir pazarlama nedir, nasıl yapılırdan ziyade dijitalleşmeyle birlikte pazarlama furyasından bahsediyoruz. Müşteri ve tüketici ayrımından bahsediyor ve online alışverişlerinde hangi müşteri segmentinin bizi bıraktığının bilincine varmaya çalışıyoruz.  Hepsini pazarlamanın bize sunduklarıyla gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Sonuçta bazı pazarlamacılar Nusret gibi tanınma arzusunda iken bazıları da Sivaslı pazarlamacılar gibi Nusret tuzluğuyla para kazanmanın yolunu arıyor. 🙂  Biz de kısa kısa nedir diyerek dijitalleşmeyle birlikte yaşadığımız bu ütopyanın nelerden etkilendiği ve etkilediğini irdeleyeceğiz.

Kitlenin bir bölümü aynı ürüne daha fazla para ödemek istemeyen, karşılaştırma yapan bilinçli ve araştırmacı, bunun yanında uygun fiyatlı ürün alırken kaliteyi göz ardı etmeyen kişilerdir. Diğer bir bölümü ise sessiz sedasız ve hiçbir segmentasyona dahil olmayan kitleden oluşuyor. En sevilen kısım ise tüketici değil müşteriden oluşuyor.

Bir de son dönemde online alışveriş aldı başını gidiyor. Dijitalleşme furyasının en başında akla online alışverişçi kitle geliyor. Geleneksel alışveriş ‘’vaktim yok ‘’, ‘’daha kolay’’, ‘’ daha ucuz’’ denerek geleneksel alışverişe göre tercih ediliyor. Son dönemde aslında bütün bahanelerin hepsi doğru, dijitalleşme beraberinde bize ucuz, kolay, zaman tasarrufunu da getirdi. Yapılan araştırmalarda online alışverişçi kısım, her segmentte geleneksel alışverişçi kısmı geride bırakmayı başarıyor.

Geleneksel müşterilerden; toplumun %41’i alışveriş yaparken en ucuz satan yeri bulmak için dolaşmaktan kaçınmayacağını belirtiyor.

Bir şey satın almadan önce internetten araştıranların oranı %33. İnternetin bir ürün veya bir markanın avantajlarını daha iyi anlamaya yardımcı olduğunu düşünenlerin oranı ise %31. Alışverişte her kuruşun hesabını yaptığını belirtenlerin %52 si kaliteli şeylere sahip olmaktan hoşlandıklarını belirtiyor.

Moda, elektronik, ev aksesuarları, kozmetik ve süpermarkette bile geleneksel alışveriş online alışverişle yarışamıyor. Türkiye’ de birçok farklı kategoride online araştırma davranışları yaygınlaşıyor. Her geçen gün kan kaybeden geleneksel alışveriş ve dolayısıyla perakendecilik farklı kampanyalara, markalar için mağaza kapatmaya kadar ilerliyor. Son dönemlerde Aralık ayının sonu yani yılbaşı indirimi ile başlayan ‘’indirim sezonu’’ Mart ayına kadar devam ediyor.  Mağazada istediği ürünü bulamayan müşteri, onlinedan bir tık ile istediğine ulaşabiliyor. Ama bazı noktalarda markalar müşteriyi kandırıyor. Son dönemlerin popüler konusu Black Friday gününde birçok marka ‘’ indirim’’ adı altında ürünlerini daha fazla fiyata bile sattı. Yani bu gibi durumlarda aslında bilinçli tüketici ile bilinçli müşteri kazanmış oluyor. Aslında burada asıl kaybedilen müşteri değil tüketicidir.

Müşteri her zaman tüketici olamaz. Her tüketici de müşteri olmak zorunda değildir. Bir anne bebeğine çocuk bezi alırken müşteridir. Bebeği ise satın almayı hiç gerçekleştirmeyen bir tüketici konumundadır. Aynı anne kendisi için satın aldığı makyaj malzemelerinde hem müşteri hem de tüketicidir. Bir marka ya da işletmede pazarlama planı yapılırken ve aynı zamanda segmentasyonda bu iki grup ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Tüketici deneyimi, müşteri deneyimi ve marka deneyimi kavramları da bu farktan yola çıkarak düşünülmelidir.

Bir de son dönemde artan influencerlar aldı başını gidiyor. Dijitalleştik ve bu sebepten ortaya influencerlar çıktı diye düşünüyoruz. Yıllarını harcayan insanlardan daha kısa sürede ve bazen hiçbir şey yapmadan para kazanıyorlar diye de hayıflanıyoruz. Sorun kimde? Elbette ki sorun bizde 🙂

Çocukluğunu sokaklarda geçiren insanlar elbette sokak satıcıların yaptığı pazarlamayı görürken, dijital çağın çocukları da influencerların videolarını izleyerek büyüyor. Buna bir diğer örnek de e-kitaplar verilebilir. Gazete kuponlarından ansiklopedi alan çocuklardan, e- kitapla uykuya dalan çocuk nesline doğru ilerliyoruz.

Son olarak dijitalleşen dünyadaki kişilerin eskiye nazaran daha çok çalıştığından şikayetçi birçok beyaz yakalı var. Bunun sebeplerinden ilki kuşak farkı. Çok üzgünüm ama bizler X kuşağı kadar tatminkar ve sabırlı olamıyoruz. Aynı zamanda diğer bir unsur ise dijitalleşmenin bütün işleri hızlandırması sebebiyle işlerin daha da yoğunlaşması ve artmasından kaynaklanıyor. Bir de geçtiğimiz günlerdeki açıklamaya göre Almanya’da dijitalleşme 3.4 milyon kişiyi gelecekte işsiz bırakacağı söyleniyor.

Evet, dijitalleştik ve bu dijital furyaya bütün hayatımızı dahil ettik.

Dijital dünyaya ‘’doğru’’ segmentten ulaşmak dileğiyle ..

PAYLAŞ
Selin Pektaş
İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi öğrencisi. Pazarlama alanıyla ilgilenen ve bu alanda kariyer odaklı çalışan, yazdığı yazılarla kendisi gibi ilgili insanları bilgilendirmeyi hedefleyen işletmeli adayı.

Yorum Yap. Sesini Herkese Duyur!